Osmanlı’dan Midilli’ye: Sarlıca Ailesi’nin Büyüleyici Hikâyesi
Tarih bazen hiç ummadığınız yerlerde saklanır. Midilli Adası’nın yemyeşil tepeleri ile deniz arasında sıkışmış, küçük ve mütevazı bir yerleşim: Sarlıca Köyü…
Kütahya’dan adaya göç eden ve “Kütahyalızâde” olarak anılan bir aile burada kök saldı. Zamanla adlarını yaşadıkları bu köyden aldılar: Sarlıca Ailesi.
Bir gün, bu küçük köyde doğan bir çocuk Osmanlı Devleti’nin en üst makamına kadar yükselecekti.
🔹 Sarlıca’da Bir Bebek: Sadrazam Hüseyin Hilmi Paşa’nın Doğuşu
1855 yılında Sarlıca Köyü’nde bir çocuk dünyaya geldi: Hüseyin Hilmi.
Kimse onun bir gün Osmanlı’nın “sadrazamı” olacağını bilmiyordu. Çocukluğu medrese dersleri, cami avluları, deniz kokusu ve babası Kütahyalızâde Mustafa Efendi’nin ticaretle yoğrulmuş yaşamı arasında geçti.
Genç yaşta tahrirat kaleminde çalışması, onu disiplinli, vakur ve çözüm odaklı bir devlet adamına dönüştürecek sürecin başlangıcıydı.
🔹 Sarlıca’dan Rumeli’ye Uzanan Bir Devlet Adamı
Hilmi Paşa’nın görevleri kısa sürede tüm imparatorluğa yayıldı.
Adana Valiliği
Yemen Valiliği
Rumeli Müfettişliği
Ve nihayet…
1909’da Osmanlı Devleti’nin sadrazamı oldu.
Sade kıyafetleri, Fransızca bilgisi ve diplomatik yetenekleri, Avrupa basınında dahi ilgi gördü. Saraya kadar yükseldi ama zihninde her zaman Midilli’nin kokusu, Sarlıca’nın taş sokakları vardı.
🔹 Sarlitza Palas: Ailenin Adada Bıraktığı Büyük İz
Thermi bölgesindeki ünlü Sarlitza Palas, Midilli’nin en ihtişamlı yapılarından biridir.
Aileyle doğrudan bağlantısı konusunda farklı görüşler bulunsa da çoğu yerel kaynak, Hilmi Paşa’nın yakın akrabası olan Hasan Efendi Molla Mustafa tarafından yaptırıldığını aktarır.
Fransız mimarlar tarafından inşa edilen bu termal otel, bir dönem hem Avrupalı aristokratların hem Osmanlı ileri gelenlerinin uğrak noktasıydı.
Bugün restorasyon bekleyen sessiz bir ihtişam gibi duruyor.
Ve üzerinde hâlâ aynı soyadı fısıldanıyor: Sarlıca.
🔹 Hilmi Paşa’nın Son Yılları
Hilmi Paşa devlet hizmetini sürdürerek Viyana Büyükelçisi olarak görev yaptı.
1922’de vefat ettiğinde servet değil; Anadolu’dan Ege’ye, oradan Osmanlı sarayına uzanan asil bir hikâye bıraktı.
Soyadları zamanla unutulsa da arşivlerde, mezar taşlarında ve Midilli’nin sokaklarında hâlâ yankılanıyor:
Kütahyalızâde – Sarlıca Ailesi
🔹 Bugün Sarlıca Köyü’nde
Thermi bölgesine yolunuz düşerse, rüzgârın taşıdığı eski bir isim duyar gibi olursunuz:
“Sarlıca… Hilmi Paşa…”
Bir taşın yüzeyinde, bir harabenin çatısında ya da bir kartpostal köşesinde…
Bu ailenin hikâyesi Midilli’nin rüzgârında yaşamaya devam ediyor.
🔹 Bu Hikâye Hâlâ Sürmekte
Sarlıca Ailesi’ne ait:
• Eski tapular
• Vakfiye kayıtları
• Mektuplar
• Fotoğraflar
• Arşiv belgeleri
üzerine araştırmalar hâlâ sürüyor.
Belki bir gün, Midilli’de bir duvarın arkasından ya da aile mezarlığından şu satırlar çıkacak:
“Sahibi: Kütahyalızâde Mustafa Efendi – Midilli Sarlıca Karyesi”